:: ANASAYFA ÇEVRE KÜTÜPHANESİ - Doga Korumanin Yollari
»  Hakkımızda
»  Çalışmalarımız
»  Çevre Kütüphanesi
::  Ekoloji
::  Yasal Düzenlemeler
::  Biyolojik Ceşitlilik
::  Doga Korumanin Yollari
::  Neden Doga Koruma
::  Genel Hatlarıyla Türkiye'nin Biyolojik Çeşitliliği
::  Biyolojik Çeşitlilğe Etki Eden Faktörler
::  Çevre Sözlük
»  KACED bülten
»  Kapasite Geliştirme
»  Politika Oluşturma
»  Uluslararası İlişkiler
»  Kurumsal Destek
»  Kurumsal Gürüşler
»  Foto Galerisi
»  Etkinlik Fotolar
»  Proje Destekçileri
»  Bize Ulaşın
 
 
     
 
Doğa Korumanın Yolları
 
   

Doğal  çeşitlilik, botanik ve hayvanat bahçeleri, ya da tohum veya gen bankaları ile gerçek mekanı dışında (ex-situ) korunabilir. Ancak doğal çeşitliliğin kendi doğal yaşam alanlarında korunan alanlar oluşturularak korunması (in-situ) daha çok tercih edilen bir durumdur. Böylelikle, türlerin ve ekosistemlerin bütün olarak korunması sağlanmış olmaktadır.
Doğa koruma alanları, amaca göre değişik tiplerde oluşturulabilir. Ancak, etkin bir korumanın güvenceye alınabilmesi için koruma ilkelerinin yasama ve yürütme otoriteleri ile kamuoyu tarafından da benimsenmesi gereklidir.
Türkiye’de biyolojik çeşitliliğin korunmasına ilişkin tıpkı diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi üç  tür koruma çabaları vardır:

 
   
  • Alan dışında (ex-situ) organizmanın yeniden üretilebilmesini sağlayabilecek parçaları  (tohum veya çelik) korunur;
  • Alan dışında (ex-situ) organizma, doğal habitatının dışında (plantasyon, botanik bahçesi, hayvanat bahçesi veya kültür koleksiyonunda) bir bütün olarak korunur;
  • Yerinde (in-situ) koruma: tür, topluluk ve doğal zenginliğin tüm unsurları doğal olarak bulundukları yaşam alanları ile birlikte bütünüyle korunur (korunan alanlar).
 
   
Alan dışında koruma pek çok bitki türüne uygulanmaktadır. Burada tohum gen bankası, botanik bahçeleri ve arboratumlar sayılabilir. Tohumlu bitkiler için en uygun muhafaza yöntemi tohumların içerdiği nemin düşürülerek soğuk odalarda saklanmasıdır. Bu tip özel şartlarda hazırlanmış yerler “Tohum Gen Bankası” olarak adlandırılır. Türkiye’de üç adet tohum-gen bankası ve iki adet arboratum mevcuttur.
Yerinde koruma yöntemi ile tür, topluluk ve doğal zenginliğin diğer unsurları doğal olarak bulundukları yerle birlikte bütünüyle korunur.
 
  Türkiye’deki Korunan Alanlar

 
   
Türkiye’deki korunan alan kategorileri;
  • 2873 sayılı Milli Parklar Yasası ile Çevre ve Orman Bakanlığı’nın yönetiminde olan Milli Parklar, Tabiat Parkları, Tabiatı Koruma Alanları ve Tabiat Anıtları ile
  • Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ayrılan Doğal Sitler ve
  • Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yönetilen Özel Çevre Koruma Bölgelerini kapsamaktır.
 
  1. Milli Parklar  
   

2873 sayılı Milli Parklar Yasasına ore Milli Park, “bilimsel ve estetik bakımdan, ulusal ve uluslararası ender bulunan doğal ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçaları” şeklinde tanımlanmaktadır. Yine aynı yasa, Milli Park olarak ayrılacak yerlerin sahip olması gereken kriterleri şöyle ortaya koymaktadır:

  1. Doğal ve kültürel kaynak değerleri ile rekreasyonel potansiyeli, ulusal ve uluslararası düzeyde özellik ve önem taşımalıdır;
  2. Kaynak değerleri, gelecek nesillerin miras olarak devralacakları ve sahip olmaktan gurur duyacakları düzeyde önemli olmalıdır;
  3. Kaynak değerleri tahrip olmamış veya teknik ve idari müdahalelerle ıslah edilebilir olmalıdır;
  4. Alanın büyüklüğü, kaynak değerleri yoğunluğu yönünden, özel durumlar ve adalar dışında en az 1,000 hektar olmalı ve bu alan bütünüyle koruma ağırlıklı zonlardan meydana gelmelidir. İdari ve turistik amaçlı geliştirme alanları bu en az alan büyüklüğünün dışındadır.

Milli Parkların yönetim amacı, esas olarak “ekosistem koruma” ve “rekreasyon” dur. Türkiye’de bugüne kadar (2003) ilan edilmiş 33 Milli Park bulunmaktadır ve bunların toplam alanı 686,631 hektardır.

 
  2. Tabiat Parkları  
   

Tabiat Parkı, Milli Parklar Yasasında, “bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliğine sahip, manzara bütünlüğü içinde halkın dinlenme ve eğlenmesine uygun tabiat parçaları” olarak tanımlanmaktadır. Aynı yasaya göre tabiat parkı olarak ayrılacak alanlar;

  1. Ulusal veya bölgesel düzeyde üstün doğal fizyocoğrafik yapıya, bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliklerine ve manzara güzellikleri ile rekreasyon potansiyeline sahip;
  2. Kaynak ve manzara bütünlüğünü sağlayacak yeterli büyüklükte;
  3. Özellikle açık hava rekreasyonu yönünden farklı ve zengin bir potansiyele sahip;
  4. Yerel örf ve adetlerin, geleneksel arazi kullanma düzeninin ve kültürel manzaraların ilgi çeken örneklerini ihtiva eder;
  5. Devlet mülkiyetinde olmalıdır.

Milli Parklara göre genellikle daha küçük ölçeğe sahip olan Tabiat Parklarının yönetim amacı Milli Parklarda olduğu gibi doğal ekosistemlerin korunması ve insanlara rekreasyonel hizmetlerin sunulmasıdır. Türkiye’de 2003 itibarıyla toplam 69.370 hektar alanı kaplayan 17 adet Tabiat Parkı vardır.

 
 

3. Tabiatı Koruma Alanları

 
   

2873 sayılı Milli Parklar Yasasında, “bilim ve eğitim bakımından önem taşıyan nadir, tehlikeye maruz veya kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler, türler ve tabii olayların meydana getirdiği seçkin örnekleri ihtiva eden ve mutlak korunması gerekli olup sadece bilim ve eğitim amaçlarıyla kullanılmak üzere ayrılmış tabiat parçaları” olarak tanımlanan Tabiatı Koruma Alanları, mevcut doğa koruma mekanizmalarının içinde en katı koruma statüsüdür.

Yine aynı yasaya göre bir alanın Tabiatı Koruma Alanı olarak ayrılabilmesinde aşağıdaki kriterler aranmaktadır:

  1. Doğa ve doğa olaylarının meydana getirdiği tek veya nadir olmaları nedeniyle bilimsel ve estetik yönden ulusal öneme sahip bir veya birkaç jeolojik ve jeomorfolojik formasyon ve bitki türleri gibi müstesna değerleri barındırmalıdır;
  2. Özellikle insan etkinliklerinden çok az zarar görmüş veya hiç görmemiş olmalıdır;
  3. Alan büyüklüğü Milli Parktan küçük, fakat koruma yönünden bütünlüğü sağlayacak yeterlilikte olmalıdır;
  4. Devlet mülkiyetinde olmalıdır.

Bu koruma statüsünün uluslararası koruma statülerindeki en yakın karşılığı, “özellikle bilimsel araştırma ve çevresel izleme çalışmaları için bazı olağanüstü ekosistemlere, jeolojik ve fizyolojik özelliklere ve türlere sahip deniz ve kara parçaları” olarak tanımlanan IUCN koruma kategorilerinden Ia: Mutlak Doğa Koruma Rezervi’dir.

Türkiye’de bugüne kadar toplam 84,250 hektarı kaplayan 35 alan bu statü ile koruma altına alınmıştır.

 
 

4. Tabiat Anıtları ve Anıt Ağaçlar

 
   

Milli Parklar Kanununa göre Tabiat Anıtı, “tabiat ve tabiat olaylarının meydana getirdiği özelliklere ve bilimsel değerlere sahip ve milli park esasları dahilinde korunan tabiat parçaları”nı ifade etmektedir. Bu yasal koruma statüsü ile Türkiye’de koruma altına alınmış Tabiat Anıtlarının sayısı 2000 yılı itibarıyla 101’dir. Türkiye’nin değişik coğrafi bölgelerine yayılmış tabiat alanları halen 503 hektarlık bir alanı kaplamaktadır.

Amaç ve kapsam bakımından tabiat anıtları ile benzerlik gösteren bir koruma mekanizması daha vardır ki o da, tespiti ve koruması 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 6. Maddesi gereği Kültür Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen “Anıt Ağaçlar”dır. Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yüksek Kurulu tarafından yapılan tanımına göre Anıt Ağaç, doğal yapısı, ölçüleri ve diğer özellikleri bakımından anıtsal nitelikler taşıyan ağaçlardır. Kültür Bakanlığı (1990)’na göre bunlar;

  • Tarihi olaylarla bağlantısı bulunan yerli veya yabancı tür ağaçlar,
  • Estetik bir görünüme sahip olan veya doğal görünümünden esaslı şekilde sapma göstererek dikkat çekici biçimler (çatal, şamdan, kıvrık, yatay) kazanmış ağaçlar,
  • Doğal yaşam tarzı bakımından benzerlerinden farklı gelişme nitelikleri gösteren (aynı gövde ve kök üzerinde iki veya daha fazla türün bir arada yaşaması gibi garip kaynaşma ve birlikte yaşama örnekleri gibi) ağaçlar,
  • Endemik ve nesli tükenmeye maruz yerli ağaç türlerinden, Porsuk (Taxus baccata), Halep Çamı (Pinus halepensis), Andız (Arceuthos drupacea), Şimşir (Buxus sempervirens), Huş (Betula verrucosa, B. Pubescens), Kazdağı Göknarı (Abies equitrojani), Sığla (Liquidambar orientalis), Toros Göknarı alt türü (Abies cilicia ssp. İsaurica), bazı akçaağaç tür ve alt türleri (Acer hyrcanum, ssp. Sphaerocaryum, Acer monspessulanum ssp. Aksalinum) ve benzerleri,
  • Kent dokusunu tamamlayan, kent imajına etkisi olan grup, dizi veya tek ağaçlardır.
 
  5. Doğal  Sitler  
   

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa göre Doğal Sitler, “ilginç özellik ve güzelliklere sahip olan ve ender bulunan korunması gerekli alanları ve taşınmaz tabiat varlıkları”nı ifade etmektedir. Doğal Sitler, önem ve özelliklerine ve bunların gerektirdiği koruma ve kullanma koşullarına göre üç kategoriye ayrılmaktadır:

  1. Derece Doğal Sit: Bilimsel koruma açısından istisnai evrensel değeri olan jeolojik ve fizyografik oluşumlar ve tükenme tehdidi altındaki hayvan ve bitki türlerinin yetiştiği kesinlikle belirlenmiş ve korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında mutlak korunması gereken Doğal Sit Alanlarıdır. I. Derece Doğal Sit Alanlarında bitki örtüsü, topoğrafya ve siluet etkisini bozabilecek hiçbir eylemde bulunulamaz. Plan bütünlüğü içinde, halka açık rekreasyon amaçlı tesisler (lokanta, büfe, kafeterya, soyunma kabinleri, WC, gezi yolu) ile iskele, balıkçı barınağı, bekçi kulübesi, otopark ile zorunlu alanlarda altyapı tesisleri (kanalizasyon, içme suyu, enerji nakil hattı, telefon vb.) ilgili kurumların görüşleri doğrultusunda hazırlanacak projeye göre ilgili koruma kurulundan izin alınmak koşulu ile yapılabilir.  Ancak bu alanlarda, alanın özelliğine göre, 1:25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, 1: 5000 ölçekli Nazım İmar Planı veya 1:1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı yapılmadan sözkonusu projelere izin verilemez. Orman alanlarında yangın için gerekli koruma önlemleri ilgili kuruluşlar tarafından alınır; kar ve rüzgar devrikleri ile hastalanmış ağaçlar dışında ağaçlar alandan uzaklaştırılamaz, ancak tarımsal faaliyetlerin sürdürülmesine izin verilir.
  2. Derece Doğal (Tabii) Sit: Doğal yapının korunması ve geliştirilmesi yanında kamu yararı gözönüne alınarak kullanıma açılabilecek alanlardır. II. Derece Doğal Sit Alanlarında konut yapılamaz. Ancak, turizm ve hizmete yönelik uygulamalarda, uygulama imar planları ve uygulama projeleri ile gerekli belge (proje, ağaç rölevesi, karadan varsa havadan çekilmiş fotoğrafları) ve bilgilerin yanısıra Çevre Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, alanın özelliğine göre Orman Bakanlığının ilgili birimlerinin görüşleri alınır. Bu duruma uygun olarak kullanıma açılacak alanların koruma ve kullanım koşulları ilgili kurumların görüşleri alınarak koruma kurullarınca belirlenir  ve bu koşullar doğrultusunda hazırlanacak uygulama imar planı ilgili koruma kurullarının onayına sunulup, karar alındıktan sonra uygulamaya geçilebilir.
  3. Derece Doğal (Tabii) Sit: Doğal yapının korunması ve geliştirilmesi yanında yörenin potansiyeli ve kullanım özelliği de gözönünde tutularak hazırlanacak Koruma Amaçlı İmar Planı uyarınca kullanıma açılabilecek alanlardır. III. Derece Doğal Sit Alanlarında kullanım koşulları, ilgili kurumların görüşleri alınarak koruma kurullarınca belirlenir. Bunun belirlenmesinde, varsa Çevre Düzeni Plan kararları ile getirilen yoğunluğun aşılmamasına dikkat edilir; arazinin topoğrafya, peyzaj, siluet vb karakteristikleri gözönünde tutulur.
2002 yıl sonu itibarıyla Türkiye’de çeşitli kategorilerde toplam 831 Doğal Sit bulunmaktadır.<
 
 

6. Özel Çevre Koruma Alanları

 
   

Özel Çevre Koruma Alanları (ÖÇKA), doğal ve kültürel değerler açısından bütünlük gösteren ve gerek ulusal gerekse uluslararası ölçekte önemi olan alanlardır. Bu alanlar, özelliklerinin gelecek nesillere ulaştırılması ve doğal kaynaklarının korunarak kullanılması amacıyla 2872 sayılı Çevre Kanunun 9. maddesine ve Türkiye’nin de taraf olduğu “Akdeniz’de Özel Koruma Alanlarına İlişkin Protokol” gereğince Bakanlar Kurulu tarafından ilan edilmektedir.

Özel Çevre Koruma Alanlarının yönetiminden sorumlu olan Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı (ÖÇKKB) 1989 yılında 383 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuştur. Kuruluş amacı, Bakanlar Kurulunca “Özel Çevre Koruma Alanları” olarak tespit ve ilan edilen alanlardaki çevre değerlerini korumak ve buna yönelik tedbirleri almaktır. Başlangıçta Başbakanlığa bağlı olarak kurulan ÖÇKKB daha sonra Çevre ve Orman Bakanlığına bağlanmıştır.

Kurumun kuruluş amacı, Özel Çevre Koruma Alanı olarak ilan edilen ve edilecek olan alanların sahip olduğu çevre değerlerini korumak ve mevcut çevre sorunlarını gidermek için gerekli önlemleri almak, bu alanların koruma ve kullanma esaslarını belirlemek, imar planlarını yapmak, mevcut her ölçekteki plan ve plan kararlarını revize etmek ve re’sen onaylamaktır.

Özel Çevre Koruma Alanları içinde kontrollü hassas zon olarak nitelendirilen alanlar düzenlenen planlarda özel işaretlerle gösterilip, zaman, mekan ve faaliyet türleri açısından ancak çok kısıtlı kullanımlara izin verilir. Alanda yapılacak her türlü yapı ve tesis ÖÇKKB’nın izin ve denetimine bağlıdır. Örneğin; yapılan tesisler, verilmiş ön izinler ve ruhsatlar ile her ölçekteki proje amaç ve ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirmeye tabi tutulur; mevcut planlara ve mevzuata aykırı her türlü yapı İmar Kanunu esasları çerçevesinde yıktırılır; kamu kuruluşlarınca alanda yapılacak her türlü yapı ve tesis için ÖÇKKB’nın görüşünün alınması gerekir.

Türkiye’de bugüne kadar toplam 1.185.313 hektarı kaplayan 13 alan bu statü ile koruma altına alınmıştır.

 
  7. Muhafaza Ormanları  
   

Yukarıdaki yasal koruma statülerinin yanında bir de, 6831 sayılı Orman Kanununun 23. maddesince korunan ormanlar vardır ki, bunlar “Muhafaza Ormanları” olarak adkandırılmaktadır.

Yasaya göre, arazi kayması ve yağmurlarla yıkanma tehlikesine maruz olan yerlerdeki ormanlarla, meskün mahallerin havasını, şose ve demiryollarını, toz ve kum fırtınalarına karşı muhafaza eden ve nehir yataklarının dolmasının önüne geçen veya memleket müdafaası için muhafazası zaruri görülen Devlet ormanları veya maki veya fundalarla örtülü yerler daimi olarak; tahrip edilmiş veya yangın görmüş Devlet ormanları da istihsal ormanı haline gelinceye kadar Orman bakanlığınca, Muhafaza Ormanı olarak ayrılabilirler.

2002 yılı itibarıyla Türkiye’de toplam 365.884 hektarlık bir alan kaplayan 53 adet Muhafaza Ormanı bulunmaktadır.

 

 

 
 

Bu web sitesi, KACED tarafından yürütülen ve Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen Avrupadan Mesajınız Var Projesi kapsamında yayın yapmaktadır. Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.