KOMİSYON TARAFINDAN
KONSEY, AVRUPA PARLAMENTOSU, AVRUPA EKONOMİK VE SOSYAL KOMİTE VE BÖLGELER
KOMİTESİ’NE GÖNDERİLEN TEBLİĞ
AB ve Aday Ülkeler
arasında Sivil Toplum Diyaloğu
Giriş
Avrupa
Birliği’nin 1 Mayıs 2004 tarihinde on yeni üye devleti kapsayacak şekilde
genişlemesi, Avrupa kıtasının birliğini güçlendirdi ve barış, istikrar ve
güvenliği arttırdı. Bununla birlikte, önceki genişlemelerden çıkarılacak bir
ders varsa, o da AB’ye Üye Devlet vatandaşlarının genişleme konusunda ne
yeterince bilgilendirildiği ne de bu sürece hazırlıklı olduklarıdır. Gelecekte
herhangi bir genişlemede AB’nin, hem aday ülkelerin ve AB’ye üye devletlerin
halkları arasında, hem de AB kurumları ile oluşturulacak güçlü, derin ve
sürekli bir diyalog ile desteklenmesi gerekmektedir. Bu şekilde, bilgi
eksiklikleri giderilebilir, tarafların birbiri hakkında sahip olduğu bilgi
düzeyi arttırılabilir; vatandaşlar farklı kültürlerle, siyasi ve ekonomik
sistemler ise birbirleriyle yakınlaştırılabilir. Böylece gelecekte AB’ye
katılımla ortaya çıkacak fırsatlar ve zorluklar konusunda daha fazla bilinç
oluşturulması temin edilebilir.
Gelecekteki genişlemelere yönelik
diyalog
Bu
bağlamda Komisyon, Ekim 2004 tarihli Türkiye’nin katılım yönünde
ilerlemesine ilişkin tavsiyesinde[1],
AB’ye Üye Devletler ve Türkiye arasında “endişelerin
ve görüşlerin içten ve açık bir şekilde tartışılacağı” bir diyaloğun
geliştirilmesini önerdi. Ayrıca, “Bu
diyalogda en önemli rolün, AB’nin de desteğiyle, sivil toplum tarafından
üstlenilmesi” gerektiğini belirtti.
Komisyon,
Türkiye ile ilgili olarak karşılıklı
bilgi düzeyini arttıran ve her iki tarafta toplumsal ve politik konularda
tartışmayı teşvik eden bir diyaloğun özellikle gerekli olduğuna karar verdi.
Türk kamuoyunda AB üyeliğine destek güçlü; ancak, bununla birlikte AB’nin
tarihçesi, işleyişi, kuralları ve politikaları hakkında sahip olunan bilgi
düzeyi oldukça zayıf. AB içinde ise, Üye Devletler içinde ve arasında farklı
görüşlerle birlikte kamuoyu bölünmüş durumda. Bu konuda devam etmekte olan hareketli
tartışmalar kültür ve dinden, daha pratik anlamdaki sorulara kadar bir dizi
farklı tema üzerinde odaklanıyor. Bir yandan, Türk Devletinin ve halkının AB
standartlarına uymayan değerlere ve uygulamalara sahip olduğu iddia edilirken,
öte yandan Türkiye farklı bir kültürel altyapıya sahip olup AB Üye
Devletleriyle aynı şekilde demokratik ilkelere bağlı olan bir ülke olarak
tasvir edildi. Ayrıca büyüklüğü, gelir düzeyi ve coğrafi konumu nedeniyle, Türkiye’nin
AB’ye katılımının yaratabileceği etki de yoğun bir şekilde tartışılıyor[2].
17
Aralık 2004’de AB Konseyi Avrupa Komisyonu’nun tavsiyesini kabul etti ve
kapsamını “katılım müzakerelerine paralel
olarak, Birlik her aday ülke ile yoğun bir siyasi ve kültürel diyalog
başlatacak[3]. Halkaları bir araya
getirmek suretiyle karşılıklı anlayışı yükseltmeyi amaçlayan bu diyalog, sivil
toplumu da içerecek” şeklinde daha
de genişletti.
Dolayısıyla,
Hırvatistan’la da sivil toplum diyaloğu[4]
olacak; ama, Hırvatistan[5] ile
olan diyalog doğası itibariyle Türkiye ile olan diyalogdan farklı olabilir.
Hırvatistan ile olan diyalog daha ziyade Hırvatistan’da AB üyeliği konusundaki
kamuoyu tartışmasını geliştirmeyi, özellikle de
AB değerleri ve standartları hakkındaki anlayışı yükseltmeyi amaçlıyor.
Daha genel siyasi konulara ilaveten diyalog çevre, gıda güvenliği, tüketicinin
korunması ve dış yardım alanındaki yükümlülükler gibi AB müktesebatının belli
alanları açısından özel önem taşıyor.
Haziran
2003 tarihli Selanik AB Konseyi’nde, AB Batı Balkanların geleceğinin Avrupa
Birliği’nde olduğunu vurguladı. Her bir ülkenin Kopenhag kriterlerini yerine
getirme konusunda kat ettiği ilerlemeye ve ortaklık süreci ile istikrar
koşuluna bağlı olarak, AB Konseyi Avrupa Komisyonu’nun görüşü üzerine,
müzakerelerin başlatılmasına karar verebilir. Bu çerçevede, şu anki aday
ülkeler için öngörülen mevcut ve gelecek faaliyetler gerektiğinde diğer Batı
Balkan ülkeleri için de öngörülebilir.
Türkiye
ve Hırvatistan ile geliştirilecek olan sivil toplum diyaloğunun ana hedefi,
gelecekte genişlemeyle birlikte ortaya çıkacak fırsatları ve zorlukları ele
alarak, AB ve aday ülke kamuoylarını daha iyi bilgilendirmektir. Türkiye ile
ilgili olarak diyalog, her iki tarafta değerlere ve yaygın kültüre ilişkin
olarak devletin ve halkın ifade ettiği algılanma şekilleri üzerinde bir
tartışmayı teşvik edecektir. Bu hedeflere ulaşabilmek için diyalog, her iki
taraf arasında karşılıklı ilişkileri arttırmak suretiyle, sivil toplumun aday
ülkedeki siyasi, kültürel ve ekonomik gelişmelere daha fazla katılmasına imkan
sağlayacakır. Böylece, aday ülkelerde canlı ve renkli bir sivil toplumun
gelişimini destekleyecektir. Zaten canlı ve renkli bir sivil toplum, katılım
için öngörülen siyasi kriterlere uygun olarak, insan haklarının ve demokrasinin
pekiştirilmesinde de kilit rol oynamaktadır.
Kısaca,
sivil toplum diyaloğunun hedefleri aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
-
Üye ve
aday ülkelerdeki sivil toplumun bütün kesimleri arasında temasları ve
karşılıklı tecrübe alışverişini güçlendirmek.
-
Kültür
ve tarih de dahil olmak üzere, Avrupa Birliği içinde bir aday ülke hakkında
daha iyi bilginin ve anlay
-
Avrupa
Birliği’nin üzerine inşa edildiği değerler, işleyişi ve politikaları da dahil
olmak üzere, aday ülkelerde Avrupa Birliği hakkında daha iyi bilginin ve anlay
Sivil toplum tanımı
Her
ne kadar sivil toplum pek çok farklı şekilde tanımlanabilse de, sivil toplum
diyaloğunda[6] mümkün olan en kapsamlı
tanım kullanılacaktır. Dolayısıyla sivil toplum şunları içerecektir: iş
piyasası aktörleri, bir başka deyişle sosyal ortaklar (sendikalar ve işveren
federasyonları); sosyal ve ekonomik oyuncuları temsil eden kuruluşlar (örneğin,
tüketici kuruluşları); sivil toplum kuruluşları (STKlar) ve toplumsal
kuruluşlar; bir başka deyişle, vatandaşların yerel hayata ve belediye
kararlarına tabandan gelen kuruluşlar aracılığıyla katılmaları (örneğin,
gençlik ve aile dernekleri); dini topluluklar ve medya.
Üyeliği
ister gönüllü ister zorunlu olsun (çünkü bu durum bazı ülkelerdeki Sanayi
Odalarında görülmektedir), hükümet ve kamu idaresi d
Bu
Tebliğ, AB ile aday ülkeler arasında sivil toplum diyaloğunun geliştirilmesi
için izlenecek politikanın çerçevesini çizmektedir. Tebliğ öncelikle, halen hem
ulusal düzeyde hem de AB düzeyinde devam etmekte olan bazı faaliyetlerin
güçlendirilmesi üzerinde odaklanacak, sonra da bu diyaloğu daha da ileriye
götürmek için yeni faaliyetler önerecektir.
Hırvatistan
Hırvatistan’daki
sivil toplum, doğal olarak, kendine özgü ortamında gelişti. Avrupa Birliği,
Hırvat sivil toplumu ile Batı Balkanlar – İstikrar ve Ortaklık sürecine yönelik
özel politika çerçevesinde zaten çalışmaktadır. Sivil toplum diyaloğu
parlamento, medya, eğitim kuruluşları, azınlıklar, meslek örgütleri ve çeşitli
diğer STKlardan oluşan bir dizi aktörü içermektedir. Bu diyalog, 1 Şubat 2005
tarihinde AB-Hırvatistan İstikrar ve Ortaklık Anlaşmasının (
Ayrıca,
sivil toplum diyaloğu Hırvatistan’ın Topluluk programlarına artan katılımından
da faydalanmaktadır. Bu programlar arasında hem
Türkiye
Türkiye’nin
Avrupa kurumları ile 1963 yılında Ortaklık Anlaşmasının imzlanmasına dayanan
uzun bir siyasi ve ekonomik ilişkiler geçmişi vardır. Bu ilişkiler 1995 yılında
iki taraf arasında Gümrük Birliği’nin oluşturulmasına yol açmıştır. 60’lı
yıllardan itibaren hem kurumsal düzeyde hem de tabanda yakın ikili ilişkiler
tesis edilmiş, bu ilişkiler 1999 yılında Türkiye’ye resmi olarak aday ülke
statüsü tanınması ile daha da yoğunlaşmıştır. Aşağıda açıklandığı üzere, ulusal
kurumlarla AB kurumları sivil toplum diyaloğunun kapsamına giren bir dizi ortak
faaliyet geliştirmiştir. Bu faaliyetlerin desteklenerek sürdürülmesi ve hatta
mümkünse pekiştirilerek daha da ileriye götürülmesi gerekmektedir.
Ulusal kamu kuruluşları
İkili ilişkiler
Üye
Devletler öğrenci değişim programları, burslar, medyanın geliştirilmesi,
Üye Devletlerdeki Türk Topluluklar
Üye
Devletler ve Türk yetkililer, üye devletlerdeki Türk topluluklarının
entegrasyonunu kolaylaştırmak için sivil toplum kuruluşları ile birlikte aktif
olarak çalışmaktadırlar. Türk vatandaşları AB’deki üçüncü ülke vatandaşları
arasında en büyük grubu oluşturmaktadır ve bu tür toplulukların mevcudiyeti
AB’de Türkiye imajının şekillenmesine yardımcı olmaktadır[7]. Üye
Devletlerde yaşayan Türk toplulukların AB-Türkiye diyaloğuna daha aktif bir
şekilde katılmaya teşvik edilmeleri için bu alandaki faaliyetler
güçlendirilmelidir.
Üye
Devletler, yerel derneklerden üye devletlerdeki önde gelen Türk menşeili
şahıslara ve akademik uzmanlara kadar uzanan çok çeşitli ortakla projelerin
uygulanmasında lider rolü üstlenmeye devam etmelidir.
Parlamentolar, Avrupa Ekonomik ve
Sosyal Komitesi (EESC), Bölgeler
Komitesi
Parlamentolar
arası ilişkiler, siyasi partilerin dahil olduğu görüşmeler ve düzenli şahsi
temaslar, karşılıklı anlay
EESC
gibi AB kurumları Türkiye ile temasların geliştirilmesinde aktif rol oynamıştır.
İki tarafın ekonomik ve sosyal çıkar grupları arasında işbirliğini ve diyaloğu
arttırmak için EESC on yıl önce Karma İstişare Komitesi’ni (KİK) kurmuştur. KİK
sivil toplum diyaloğuna açıkça katkıda bulunmanın yansıra, bu diyaloğun daha da
ileriye götürülmesi için özel girişimlerde bulunmayı planlamaktadır. Türkiye ve
Üye Devletlerdeki yerel toplumlar arası diyaloğun geliştirmesi için Bölgeler
Komitesi de benzer bir rol üstlenmelidir.
Devam etmekte olan AB-finansmanlı
faaliyetler
Sivil toplum gelişimi
Son
yıllarda, Türkiye’de sivil toplum alanında etkiliyici bir gelişme yaşandı. Bir
dizi farklı alana bakan STKlar artan şekilde seslerini duyurmaya başlayıp
sosyal ve siyasi açıdan etkili olmanın mücadelesine girdiler. AB, 2001 yılından
beri bir Sivil Toplumu Geliştirme Programı uyguluyor. Bu programın önemli bir
bileşeni Türkiye’de
2.2.3.2.
Sosyal diyalog, istihdam ve sosyal işler
Sosyal
ortaklar ve sosyal STKlar, AB’nin iş hukuku, sağlık ve işyerinde güvenlik,
toplumsal cinsiyet eşitliği ve ayrımcılıkla mücadele alanındaki[9]
mevzuatının geliştirilmesinde ve uygulanmasında kilit rol oynamanın yanısıra
istihdam, sosyal dışlanmayla mücadele ve sosyal koruma strateji ve
politikalarının tasarlanması, uygulanması ve izlenmesinde de aktiftirler. Sonuç
olarak, Komisyon AB standartlarına yakınlaşmanın ve ILO tarafından tanımlandığı
üzere sendikal haklara tam olarak saygı gösterilmesinin temin edilmesi
amacıyla, Türkiye’de sosyal alanda
faaliyet gösteren sosyal ortaklar ve sivil toplum kuruluşları ile temasların
geliştirilmesine her zaman önem vermiştir.
Komisyon
Türkiye bu tür kuruluşlarla yakın temas kurma ve ağ oluşturma politikasını
uygulamaya devam edecektir. Ayrıca, Türkiye’nin bu alandaki Topluluk
programlarına katılımını güçlendirecektir. Türkiye halihazırda zaten Topluluğun
toplumsal cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, sosyal dışlanmayla mücadele
ve İstihdam Teşvik Tedbirleri programlarına katılmaktadır. Bu çerçevede,
Türkiye’nin her alandaki transnasyonal işbirliğine tam katılımının sağlanması
suretiyle, Türk kuruluşlarının teklif çağrılarına doğrudan yanıt verebilmesine
ve programlardaki sivil toplum diyaloğu potansiyelinin güçlendirilmesine imkan
verilmelidir. Katılım öncesi fonlar Türkiye’nin artan mali katkısını finanse
edecek şekilde tahsis edilmelidir.
2.2.3.3.
Topluluk programlarından Socrates, Youth, Leonardo da Vinci
Eğitim
ve öğretim, halklar arasındaki bağlantıları ve karşılıklı bilgi ve anlayış
düzeyini arttırma faaliyetleri açısından herhalde en uygun araçlardır. Nisan
2004’ten bu yana Türkiye Topluluk programlarından Socrates, Youth ve Leonardo
da Vinci’ye tam üye olarak katılmaktadır. Socrates programı transnasyonal projeler ve katılımcı ülkelerde eğitimin
her seviyesinde (okul, yüksek öğretim ve yetişkin eğitimi) eğitmen ve öğrenci değişim
programları yoluyla, eğitimin Avrupa boyutunu pekiştirmektedir. Youth programı gençlere, genç işçilere
ve gençlik örgütlerine transnasyonal değişim ve yaygın eğitim faaliyetleri için
imkan sunmaktadır. Son olarak, mesleki eğitime yönelik Leonardo da Vinci programı da yenilikleri teşvik etmek, eğitimin
kalitesini yükseltmek ve öğrenci değişimini arttırmak amacıyla kurumsal
oyuncular arasındaki transnasyonal işbirliğini desteklemektedir.
Bu
alanda 2004 yılına ait başvuru ve katılımcı sayısının yüksekliği ve bu
sayıların 2005 yılında daha da artması, Türk kamuoyunun bu programlara ilişkin
beklentilerinin ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir. İlk yıl boyunca, bu üç
programa katılan kişi sayısının yaklaşık 9000 olduğu tahmin edilmektedir.
Ulusal Ajans 2006 yılında bu sayının iki katına ulaşacağını düşünmektedir. 17
milyon öğrencinin bulunduğu Türkiye, bu programlar açısından oldukça yüksek bir
potansiyelin varolduğu anlamına gelmektedir. Bununla birlikte mütekabiliyetin
sağlanması için daha pek çok şeyin yapılması gerekmektedir; çünkü, 2004 yılında
Türkiye’ye gelen yabancı öğrenci sayısı ancak sınırlı bir düzeyde gerçekleşebilmiştir.
2005 yılında Türkiye’nin bu üç programa katılımı için ayrılmış olan bütçe
yaklaşık 30 milyon Euro civarındadır (bu miktarın 2/3’ü Topluluğun katılım
öncesi fonlarından, 1/3’ü ise Türkiye’nin kendi bütçesinden karşılanmaktadır). Komisyon
Türkiye’nin programlara katılımını daha fazla teşvik edecek olup bu amaçla
program kapsamında sağlanan hibelerin yanısıra katılım öncesi fonlardan ek
katkı sağlanıp sağlanamayacağını araştıracaktır.
2.2.3.4. Akademik alanda
devam eden diğer faaliyetler
Ankara’daki
Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu tarafından yürütülen Jean Monnet Burs
programı, Türk gençlerinin Avrupa’nın bütünleşmesi hakkındaki bilgilerini
geliştirilmeleri için ve AB vatandaşları ile Türkiye vatandaşları arasındaki
bağların güçlendirilmesi amacıyla lisansüstü eğitim bursları sağlamaktadır.
Yaklaşık 15 yıldır işlevini sürdürmekte olan programa katılan yüzlerce Türk,
Avrupa’nın entegrasyon süreci ve kültürü hakkında bu program sayesinde bilgi
sahibi olmuştur. Jean Monnet programı AB ve Türk akademik birimleri arasındaki
bağları da güçlendirmiştir. Komisyon, gelecekte bütçeden ayrılan payı arttırarak
programın güçlendirilmesine çalışacaktır. Bu çerçevede, bir Jean Monnet
Mezunlar Derneği kurulması ile programın, AB uyruklu öğrencilerden Türkiye’de
eğitim görmek isteyenleri kapsayacak şekilde genişletilmesi gibi bazı
girişimler üzerinde de durulacaktır.
Avrupa Komisyonu Eğitim ve Kültür Genel Müdürlüğü
tarafından yürütülen “Üniversite Eğitiminde Avrupa Entegrasyonu” başlıklı Jean
Monnet Eylemi, hem üye ülkelere hem de üye olmayan ülkelere açıktır. Bu
girişim, Avrupa bütünleşmesi çalışmalarında mükemmelliğin sağlanmasını ve bütünleşmeyle
ilgili gündemin öncelikli konularına ilişkin akademik çalışmaların
özendirilmesini hedeflemektedir. Bunun yanında Program, Jean Monnet öğretim
üyeleri, yöneticiler ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren üst düzey
konferansların düzenlenmesini ve tematik grupların oluşturulmasını da teşvik
etmektedir. Türkiye’deki üniversitelerde halihazırda 7 adet Jean Monnet kürsüsü
ve bunların bünyesinde 26 adet modül ya da ders bulunmaktadır. Avrupa Komisyonu,
Avrupa bütünleşmesi konusunda Türkiye ve AB’deki akademik çevreler arasındaki
diyaloğun derinleştirilmesi amacıyla Türk üniversitelerini bu programa daha
fazla katılmaya davet etmektedir.
2.2.3.5. Araştırma alanında insan
kaynakları ve değişim programları (Marie Curie faaliyetleri)
Türkiye’nin
araştırma ve teknolojik gelişme Çerçeve Programları’na tam ortaklığı çerçevesinde
Marie Curie Faaliyetleri, araştırma yetkinliğinin geliştirilmesi ve bu
yetkinliğin aktarılması üzerine çalışan araştırmacılar için Avrupa çapında değişimi
teşvik eden bir takım programlar ve her düzeyde araştırmacı için kariyer
geliştirme imkanı sunmaktadır. Bunun yanında Avrupa’daki araştırma
faaliyetlerinin en iyi düzeye getirilmesi amaçlanmaktadır.
3. YENİ FAALİYETLER
Aşağıda
ifade edilen yeni faaliyetler, şu anda yürütülmekte olan faaliyetleri tamamlar
nitelikte olacaktır. Sivil toplum diyaloğunun geliştirilmesi üyelik
müzakereleri eşliğinde ve uzun bir
sürece yayılacak bir faaliyet olacaktır. Bu nedenle kapsamının önceden
çizilmesi mümkün olmayan bu süreç, zaman içinde sivil toplumun ihtiyaçları ve
önerileri doğrultusunda şekillenecektir.
Yürütülecek
tüm faaliyetler sırasında Avrupa Komisyonu, sivil toplum diyaloğu kapsamında
gerçekleştirilen projeleri destekleyecektir. Ancak, girişimde bulunmak,
geliştirilecek konuları tespit etmek ve diyaloğun sürdürülmesinde aktif rol
oynamak sivil toplumun kendisine düşmektedir.
3.1. Hırvatistan
Hırvatistan
ile sivil toplum diyaloğu, bir takım etmenlerin ışığında gelişecektir. Örneğin,
AB-Hırvatistan ilişkilerin derinleşmesi, bölgesel işbirliğinin artması ve
bölgede uzlaşma sürecinin gelişmesi gibi etmenler bu bağlamda etkili olacaktır.
Türkiye için daha ayrıntılı olarak sunulan devam etmekte veya gelecekte
gerçekleştirilecek olan faaliyetler, gerekli görüldüğü takdirde Hırvatistan ile
de gerçekleştirilebilir. Örneğin, doğrudan AB katılım sürecinin pratikteki
etkileri üzerine odaklanan bir sivil toplum diyaloğu, Hırvatistan açısından
daha yararlı olacaktır. Böylece, AB üyeliğinin artıları ve eksileri ile
Birliğin temel değerlerinin daha iyi bir şekilde anlaşılması sağlanacaktır. Bu
amaç doğrultusunda, hem AB’de hem de Hırvatistan’da yerleşik ekonomik ve sosyal
taraflarla, STKlarla, meslek örgütleriyle, iş dünyası temsilcileriyle ve
medyayla, ayrıca sivil toplumun dini topluluklar gibi önemli aktörleriyle
kurulacak bağlantılar desteklenmelidir.
3.2. Türkiye
3.2.1. STKlar, sosyal ortaklar ve
meslek örgütleri
3.2.1.1. Uzun vadeli ortaklıklar
Mevcut
deneyimlerinden yola çıkarak Avrupa Komisyonu, Türkiye’deki sivil toplumun
gelişmesine yardımcı olmak amacıyla, bir sivil toplum diyaloğu hibe programı
oluşturmayı planlamaktadır. Bu programın amacı, STKlar ve diğer sivil toplum
kuruluşları ile AB’deki muadilleri arasında, en iyi uygulamaların karşılıklı
olarak aktarılması yoluyla, tarafların bilgi düzeyini arttırmak ve işbirliğini
temin etmek olacaktır.
Bu
tür artan uluslararası işbirliği, Türkiye’deki STKların daha güçlenmesine ve AB
konulu tartışmalara daha aktif bir şekilde katılmalarına imkan tanıyacaktır. Özellikle
gençlik, cinsiyet eşitliği, çevre, tüketici hakları, kültürel haklar, medeni
haklar ve insan hakları, sosyal dışlanma ve her türlü ayrımcılıkla mücadele
gibi önemli konularda faaliyet gösteren kuruluşların AB’deki muadilleriyle
diyalog kurmaları teşvik edilecektir. Uygun olan hallerde bu alanda öncelik, Türkiye’deki
STKlar ile AB’deki muadilleri arasında uzun vadeli ve sürdürülebilir ilişkiler
oluşturulmasını amaçlayan projelere verilecektir. Merkezden uzak bölgelerde
bulunan veya şimdiye kadar Birlik tarafından finanse edilen projelere katılımı
sınırlı düzeyde olan STKların projelere dahil edilmesine gayret gösterilecektir.
Sivil
toplum diyaloğu, her iki tarafın iş dünyasını, meslek örgütlerini ve sosyal
ortaklarını da yoğun ölçüde kapsayacaktır. Komisyon bu bağlamda, Türkiye ve
AB’deki kuruluşlar arasındaki uzun süreli ortaklıklara, bunun yanında
Türkiye’deki sektörel kuruluşlar ve AB’deki muadilleri arasındaki ortaklıklara da
destek verecektir. Ortaklıklar özellikle tarım, adalet ve hukuk gibi alanlarda
yoğunlaşmalı, bu alanlardaki meslek örgütleri ile fırsat eşitliğin sağlanması alanında
çalışan kuruluşlar arasındaki değişimleri teşvik edilmelidir.
3.2.1.2. Cinsiyet eşitliği
Sivil
toplum diyaloğu, AB ve Türkiye’de kadın hakları ve fırsat eşitliği konularında
faaliyet gösteren kuruluşlar arasındaki bağları kuvvetlendirerek, kadının Türk toplumundaki
konumunun güçlendirilmesine ve toplumsal yaşamın tüm alanlarına aktif
katılımının sağlanmasına; bununla birlikte, Avrupa Parlamentosu tarafından
Türkiye’de kadınların siyasi, ekonomik ve sosyal hayattaki rolü hakkında
sunulan raporda belirtilen tavsiyelerin altını çizdiği aile içi şiddet gibi
sorunların çözümüne de katkıda bulunacaktır[10]. Özellikle
üzerinde durulması gereken konu, kadının işgücü piyasasında, siyasi karar alma
sürecinde hem ulusal hem bölgesel ve yerel düzeyde daha fazla temsil edilmesi
hususdur. Komisyon, bu tebliğin kapsamına giren tüm faaliyetlerde kadın erkek
eşitliğini ve eşit fırsat boyutunu gözetecektir.
3.2.2. AB-Türkiye İş Konseyi
Ticaret,
daha önceki müzakereler sırasında, ikili ticaret ve yatırım ak
3.2.3. Yerel topluluklar
ve kardeş kent uygulaması
Yerel
topluluklar arasındaki uluslararası işbirliği, bar
Son
yıllarda AB çapında Türkiye ile ilgili olarak bir takım kardeş kent uygulamaları
söz konusu olmuşsa da böylesine verimli bir işbirliği aracının daha da ileriye
götürülmesini temin edecek fırsatları arttıracak genel bir çerçeve halen
bulunmamaktadır. Sivil toplum diyaloğu kapsamında Komisyon, AB kentleriyle Türkiye’deki
kentler arasındaki eşleştirmeyi ne şekilde destekleyebileceğine bakacak, bunu
yaparken de tarafların birbiri hakkında sahip olduğu bilgi düzeyini arttıracak,
ortak projeler geliştirecek ve ilgi duyulan ortak alanlarda seminerler
düzenleyecektir. Bu bağlamda toplumun en alt seviyelerinin bu programlara
katılımını teşvik edecektir. Bu tebliğ alanına giren diğer faaliyetler ise uzak
ve dezavantajlı bölgelerdeki belediyeleri bu sürece dahil etmek yönünde özel
çaba sarf edecektir.
Komisyon
özellikle 2007-2013 arası dönemi için önerdiği “Citizens for Europe” (Avrupa Yurttaşları)
ismini taşıyan Topluluk Programı kapsamında aktif Avrupa Vatandaşlığını
geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu program kapsamında farklı ülke halkları ve
sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliği desteklenecektir. Program,
özellikle üye ülke halkları ve kuruluşları ile ileride Birlik üyesi olacak
ülkelerin halkları ve kuruluşları arasındaki transnasyonal ilişkilerin altını
çizecek. Programın yaklaşık %40’lık bölümü, kardeş kent ve yurttaşlık
uygulamalarına ayrılacak. Topluluk programlarına katılımıyla ilgili çerçeve
anlaşmada tespit edilen genel koşullar ve şartlara uygun olarak, Türkiye de bu
programda yer alabilir. Türkiye’nin katılımı kısmen katılım öncesi fonlar
tarafından desteklenecektir.
3.2.4. Gençlik,
üniversite ve mesleki değişim programları
Yukarıda
da ifade edildiği üzere Komisyon, bu alanda AB ile aday ülkeler arasındaki
ilişkilerin geliştirilmesi için aday ülkelerin mevcut değişim programlarına
katılımını arttırmaya yönelik çalışmalar yapacaktır. Bununla birlikte bu alanda
atılacak yeni adımları desteklemek bağlamında Komisyon, hem AB hem de Türkiye’deki
üniversitelerle ve eğitim sektörüyle yoğun istişareler gerçekleştirecektir.
Komisyon,
eğitim alanında mevcut mekanizmaların tüm hedef gruplara erişimi sağlayıp
sağlamadığını tespit için bir takım değerlendirmelerde bulunacaktır. Örneğin
orta öğretim çağındaki öğrencilerin değişim programlarına katılmalarına yönelik
destek arttırılacak ya da tarafların birbirlerinin tarihlerini tanımalarını
sağlayacak projeler desteklenecektir. Bunların yanısıra, 18 yaş altı öğrenciler
arasında Avrupa genişlemesi gibi konularda sanal münazaralar da
düzenlenebilecektir.
Sadece
deneyimlerin karşılıklı olarak aktarılması veya müfredatın geliştirilmesi gibi
konularda değil, her iki tarafın öğrencilerine de açık olacak bağımsız akademik
kuruluşların kurulması gibi konularda da Komisyon, Avrupa ve Türk
üniversiteleri arasında daha yakın işbirliğini teşvik etmeyi hedeflemektedir. Bu
tür kurumlar AB ve Türk kimliği, tarihi, kültürü ve medeniyeti gibi konularda
araştırmalar yapmalı, eğitim faaliyetleri düzenlemeli bunun yanında AB
bütünleşmesi konusunda da eğitim programları geliştirmelidir. Bu bağlamda
Komisyon, lisans ve lisans üstü programların geliştirilmesi için AB ve
Türkiye’nin önde gelen akademik kuruluşlarının yerel şubelerinin kurulması
çalışmalarını destekleyebilir. Buna alternatif olarak Komisyon, ortak
bölümlerin veya enstitülerin kurulması amacıyla, Türkiye’de AB çalışmaları yapan
akademik kuruluşlarla AB’deki benzer kuruluşlar arasındaki bağları
destekleyebilir.
Komisyon,
özellikle AB-Türkiye diyaloğuyla ilgili konular olan hukuk, iktisat, sosyal
bilimler ve tarih gibi alanlarda AB’deki akademik kurumlarla Türkiye’deki
akademik kurumlar arasındaki doğrudan işbirliğini destekleyecektir. Tüm bu
alanlarda Türk ve AB’li akademisyenler tarafından yapılacak ortak araştırma ve
yayınlar desteklenecektir. Fikri tartışmaların yapılmasına fırsat tanıyacak seminer,
konferans ve çalıştayların düzenlenmesine de destek verilecektir. Araştırma
sonuçlarının geniş kitlelere duyurulması amacı güden bilinç oluşturma
faaliyetleri teşvik edilecektir. Son olarak Komisyon, faklı alanlarda çalışan
genç insanların kısa süreli staj imkanı tanıyacak bir programın geliştirilmesi
için gereken çalışmaları yapacaktır.
3.2.5 Kültürel etkileşim
Sivil
toplum diyaloğunda kültürler arası ilişkilerin geliştirilmesi, çok büyük önem
taşımakta olup bu konu, öncelikli konular arasında yer almalıdır. Artık tek bir
program halinde birleştirilen ve Avrupa
Komisyonu’nun Ankara’daki Delegasyonu tarafından yürütülen yeni kuşak Avrupa
Ufukları ve Mozaik Programları kapsamında Komisyon, Türkiye ve AB’de kültür ve
sanat alanında faaliyet gösteren STKlar arasında sınır ötesi işbirliğini temin
edecektir. Bu kapsamda ortaklaşa düzenlenecek çalıştaylara ve sanal kültürel
forumlara yönelik finansal destek sağlanabilecektir. İki tür faaliyet
planlanmaktadır: birinci program, çocuklara açık bir program olup (halen
desteklenmekte olan Türkiye-Avrupa Çocuk Korosu gibi) ikinci program,
erişkinlere yönelik olarak görsel sanattan kültür eğitimine, kültürel mirastan
popüler kültüre uzanan daha kapsamlı bir programdır.
Bunun
yanında Komisyon, AB genelinde Türk sanatının, Türkiye’de de Avrupa sanatının
daha iyi tanınması amacıyla düzeli olarak sergi, festival, konferans gibi
kültürel etkinliklerin düzenlenmesini ve sanatçı değişimi programlarının
oluşturulmasını da destekleyecektir. Bu itibarla, sanat alanında, Avrupa-Türkiye
kültür ödülleri verilmesi sağlanacak, Türkiye’deki kültür sektörünün Avrupa
Topluluğu’nun mevcut ödül programlarında yer alması teşvik edilecektir.
Komisyon son olarak da Türkiye’de kültür alanında faaliyet gösteren STKların AB
ağına ve AB’deki STKlara erişimini aktif olarak destekleyecek, sınır ötesi
faaliyetlerle ilgili fırsatlar hakkında bu kuruluşları bilgilendirecektir.
3.2.6. Topluluk kültür
ve medya programlarına katılım
Türkiye
şu anda, AB ile ilişkileri önemli ölçüde destekleyebilecek iki Topluluk
programında yer almamaktadır. Bu programlar “Culture 2000” (Kültür 2000) ile
“Media Plus” (Media Artı) adlı programlarıdır. Culture 2000 programı, tüm
sanatsal ve kültürel işbirliği projelerine (sahne sanatları, plastik ve görsel
sanatlar, edebiyat, kültürel miras, kültür tarihi vs.) hibe sağlamaktadır.
MEDIA Plus programı ise alanda çalışan profesyonellere yönelik eğitim
girişimleri, prodüksiyon projelerinin (uzun metrajlı film, televizyon filmi,
belgesel, animasyon filmi, yeni medya vs.) desteklenmesi ve bununla birlikte
eserlerin dağıtımı ve tanıtımı gibi bir takım destek tedbirleri yoluyla Avrupa
görsel-işitsel sanayiinin rekabetçi yapısını güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Özellikle
AB-Türkiye kültürler arası diyaloğunu geliştirmek ve tarafların birbirleriyle
ilgili olarak bilgi düzeyini arttırmak amacına hizmet etmesi münasebetiyle
Komisyon, Türkiye’nin de Culture 2000 ve müteakiben gelecek programlarda yer
almasından memnuniyet duyacaktır. Ayrıca Komisyon, özellikle Avrupa konulu
televizyon ve sinema programlarının hazırlanmasında katalizör görevini
üstlenebileceği düşüncesinden yol çıkarak Türkiye’nin MEDIA Plus programına
katılımını da desteklemektedir. Ancak, aday ülkelerin MEDIA Plus programına
katılımı, o ülkenin ulusal mevzuatı ile Topluluk müktesebatının görsel-işitsel
medyaya ilişkin kısmı arasındaki uyumun önceden incelenmesini gerektirir.
Komisyon, MEDIA programından faydalanılabilmelerini sağlamak için Türk
otoriteleri müktesebat uyumunu en kısa zamanda sağlamaları için teşvik
etmiştir.
3.2.7. Dil eğitimi
Türk
sivil toplum kuruluşlarıyla AB’li muhattapları arasındaki işbirliğinin önündeki
en önemli engellerden biri, özellikle Türkiye’nin merkezden uzak bölgelerinde,
yabancı dil bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu sorun birçok STK’yı sadece
kültürel alanda etkilemekle kalmamakta aynı zamanda bu tebliğ kapsamına giren
pek çok alandaki çalışmaları da zorlaştırmaktadır. Bu nedenle Komisyon, lisan
öğrenimine yönelik faaliyetlerle yazılı ve sözlü tercüme çalışmalarını
desteklemektedir. Komisyon üye ülkelerde kültürel alanda faaliyet gösteren
kuruluşlarla birlikte çalışarak lisan öğrenimini destekleyecek ve öncelikli
alanları tespit edecektir.
3.2.8. Kamuoyu
tartışmalarının ve sanal tartışmaların desteklenmesi
Komisyon,
tarafların birbirini daha iyi anlamasını teminen, genişleme süreci, katılımın
Türkiye açısından getirileri, sivil toplum diyaloğuyla ilgili kültürel, siyasi
ve kurumsal tüm konular hakkında her iki tarafın katılımıyla gerçekleştirilecek
açık kamuoyu tartışmalarını desteklemek için elinden gelen tüm çabayı sarfedecektir.
AB üyesi ülkelerde gündeme gelen multi-medya tartışmalarına katılmak üzere
katılım sürecindeki ülkelerden ve AB’den fikir adamları davet edilecektir. Bu
tartışmalara STKların yanısıra tabandan katılım sağlanarak daha geniş bir ilgi
ve diyalog yaratılması hedeflenmektedir.
Sivil
toplum diyaloğuyla ilgili konularda sanal tartışmaların yapılabilmesi için
Internet destekli programların hazırlanması da özendirilecektir. Türkiye ve
genişleme süreci, sivil toplum diyaloğu faaliyetleri hakkında bilgilerin
verileceği, STKlara, üniversitelere, araştırma merkezlerine erişimi temin
edecek linklerin bulunabileceği bir web sitesi kurulacaktır. Düzenli
aralıklarla, uzmanların ve diğer ilgili tarafların katılımlarıyla katılım
konusunda “sanal sohbetler” (chat) düzenlenecektir.
3.2.9. Medya
AB’nin
Türkiye ile ilgili olarak yürüttüğü iletişim ve bilgi çalışmaları,
görsel-işitsel bileşene öncelik verilerek ve özellikle diğer alanlarda
sürdürülen sivil toplum diyaloğu faaliyetleriyle ilgili bilinci yükseltmek
amacıyla daha yoğuın bir hale getirilecek ve güçlendirilecektir. Komisyon,
Türkiye ve AB’deki hayatın ve toplumların birçok yönünü tanıtmak için
hazırlanacak televizyon programlarını destekleyecek ve bu programlara mali
açıdan kısmi yardım sağlayacaktır. Bununla birlikte Komisyon, Avrupa’da yaşayan
Türklerin de arasında bulunduğu Avrupa halklarına ve Türk izleyicilere AB ile
AB’nin kural ve politikaları gibi konularda bilgi verecek programları da
destekleyecektir.
3.2.10. Gazetecilere
yönelik değişim programları ve bilinç oluşturma
Türkiye’nin AB’ye katılımına ilişkin
konuların daha iyi kavranması, karşılıklı anlay
Böyle bir program, AB düzeyinde
gazeteci cemiyetleri ile diğer kâr amacı gütmeyen kurumların desteği ile
geliştirilebilecektir. Bu eğitim programının üye devletler çapındaki etkisinin
artırılması için Komisyon, karşılıklı ziyaretler ve ortak seminerler yoluyla Türkiye’deki ve AB
ülkelerindeki gazetecilik meslek örgütleri arasındaki doğrudan bağların
güçlendirilmesine öncelik verecektir. Bu programın iki bileşenden oluşması öngörülmektedir:
ilk bileşen genç gazetecilere yönelik olup diğer bileşen, önde gelen Türk ve
Avrupalı editörlerin ve politika yapıcılarının yüksek düzeyde ve düzenli olarak
bir araya gelmesini hedeflemektedir.
3.2.11.
Dini cemaatler ve dernekler
Komisyon’un Ekim 2004 tarihli tavsiye
kararında da ifade edildiği üzere, sivil toplum diyaloğunun odaklanması gereken
bir diğer husus da dini konulardır. Bu bağlamda, kiliseler ve diğer dini
dernekler veya cemaatler ile kuruluşlar arasında açık, şeffaf ve düzenli bir
diyalog teşvik edilmeli, bunlar yapılırken, bu unsurların kimliklerine ve
sağlayacakları kendilerine özgü katkılara tam anlamıyla saygı duyulmalıdır.
1980lerden bu yana Avrupa Komisyonu,
Avrupa entegrasyonu konusunda AB üye devletleri, katılım sürecindeki ülkeler,
Avrupa Birliği kurumları ile kilise ve dinler arasında bir diyalog
sürüdüregelmiştir. Sayısı gitgide artan dini kuruluş, diyaloğun bu kolunu
geliştirmek konusunda katkısı olabilecek çalışmalarda bulunacak kişileri, bu
görevi yerine getirmek için Brüksel’e atamışlardır.
4.
UYGULAMA USÜLLERİ
4.1.
Önde gelen kişilerin görüşleri
İleride atılacak adımlarda fikir ve
tavsiyelerini almak üzere Komisyon, AB’de ve Türkiye’de hem AB-Türkiye
ilişkileri konusunda hem de sivil toplum alanında uzman kişilerin görüşlerine
düzenli olarak başvuracaktır. Bu kişiler sivil toplum diyaloğu kapsamında
konferanslara, seminerlere ve diyalog çerçevesinde düzenlenen diğer
etkinliklere doğrudan davet edilebilecektir.
4.2.
Mali Destek
Prensip olarak bu Tebliğ kapsamındaki faaliyetlerin
giderleri, yürürlükteki kurallar ve usuller çerçevesinde ilgili aday ülkelere
yönelik katılım öncesi yardım bütçesinden eş finansmal yoluyla karşılanacaktır.
Öte yandan medya, meslek örgütleri, sosyal ortaklar, kültürel kurumlar ve genel
olarak kamu kurumları ve özel kuruluşlar toplantı ve etkinliklere mali destek
sağlayabilir. Komisyon, sivil toplum diyaloğunun hedefleri ile paralel amaçlar
taşıyan benzer nitelikteki faaliyetlere destek verebilir. AB ve aday ülkelerin
hükümetlerince desteklenen ikili ve çok taraflı faaliyetler devam edecek ve bu
tür faaliyetler daha da kuvvetli kılınacaktır.
Birliğin Türkiye’ye yönelik olarak
desteklediği programlar, 2005 yılında 300 milyon € olan ve 2006 yılında 500
milyon €’ya yükseltilecek katılım öncesi yardım yoluyla karşılanacaktır.
Komisyon sivil toplum diyaloğu için öngörülen faaliyetlerin mali açıdan
desteklemek üzere gereken fonları ayırarak katılım öncesi mali destek planlama
belgesinin ‘siyasi ve kültürel diyalog’ başlığı altında yer alan faaliyetlere
ayrılan payı arttıracaktır. Tahminlere göre, topluluk programlarına katılım da
dahil olmak üzere, sivil toplum diyaloğu kapsamındaki faaliyetlerin finansmanı
için gerekli olan miktar yıllık olarak ayrılan miktarın %8 ila %10’luk bir
kısmına tekabül edecektir. 2006 yılı için yapılan programlama göz önüne
alındığında, bu miktar toplamı yaklaşık 40 milyon € civarındadır.
Topluluk programları için aday ülkeler
bütçeye katkıda bulunmaktadır. Bu katkı kısmen aday ülkenin kendi bütçesinden
kısmen de katılım öncesi fondan karşılanır. Mevcut programlara katılımı
arttırnak üzere Komisyon, ileriki dönemlerde, katılım öncesi yardımın uygun bir
bölümünü aday ülkelerin katılımını desteklemek için ayıracaktır. Daha kısa
vadede ise bir takım farklı fon şekilleri öngörülebilir. Komisyon, aday
ülkeleri şu anda yer almadıkları diğer programlara da katılmak amacıyla teşvik
edecek olup gerektiğinde, programların sorunsuz ve etkin bir şekilde
yürütülmesini teminen destek de sağlayacaktır. Diğer bir takım faaliyetler için
Komisyon, uygun olan hallerde, sivil toplum diyaloğu kapsamındaki amaçlarını
gerçekleştirebilmeleri için, Finansal Tüzük ve uygulama kuralları uyarınca,
bazı faydalanıcılara doğrudan hibe yardımı da sağlayabilir.
Sivil Toplum Diyaloğu ile Genişleme
İletişim Stratejisinin ortak amaçları arasında AB çapında ve aday ülkelerde,
AB’nin genişlemesiyle ilgili kamuoyu tartışmalarının desteklenmesi yer
almaktadır. Bu bağlamda Genişleme İletişim Stratejisi, Sivil Toplum Diyaloğunu
pek çok alanda destekleyecektir. Bu amaçla, aday ülkelerdeki Delegasyonlara
iletişim ve enformasyon amacıyla ayrılan bütçenin yanında AB içindeki genişleme
faaliyetlere yönelik PRINCE programının bütçesinden de faydalanılabilir.
Sivil Toplum Diyaloğu ile ilgili
projelerin uygulanması ve idaresi için Komisyon, bir yanda Brüksel ve aday
ülkelerdeki Delegasyonların kaynaklarına, diğer yanda da aday ülkelerin uygun
kurumlarının sahip oldukları kaynaklara güvenmektedir. Sadece gerekli olduğu
taktirde, gelecekte meydana gelebilecek gelişmeler ışığında, yeni oluşumların
meydana getirilmesi düşünülebilir. AB
ile dünyanın diğer bölgeleri arasındaki karşılıklı anlay
4.3
Vize konusu
Türk vatandaşları şu anda vize almak
mecburiyetindedir. Bu durum vize taleplerinde ciddi artış olması halinde ve
özellikle de vize başvurusunun gecikmeli yapıldığı hallerde, bu Tebliğ’de yer
alan bazı faaliyetlere katılım açısından ciddi sorun yaratabilir. Bu nedenle,
sivil toplum diyaloğu kapsamındaki faaliyetlere katılacakların vize işlemlerinin
kolaylaştırılması için atılacak adımlar memnuniyetle karşılanacaktır. Sivil
toplum diyaloğunun pürüzsüz bir şekilde işleyişini teminen, katılımcıların
vizelerini zamanında alabilmeleri ve bu kişilerden destekleyici nitelikte ek
belge talep edilmemesi için Üye Devletlerin (vize veren merciler) tam bir
işbirliği sergilemesi gerekmektedir.
4.4.
İzleme ve Raporlama
Bu Tebliğ, Türkiye, Hırvatistan ve AB
sivil toplumları arasındaki diyaloğun güçlendirilesi yönünde atılan sadece bir
ilk adımdır. Katılım müzakerelerine paralel olarak diyaloglar ilerledikçe zaman
içinde, ihtiyaçlar ve amaçlar da değişim gösterecek ve bunların yeniden gözden
geçirilmesi gerekebilecektir.
Komisyon geliştirilen faaliyetleri ve
elde edilen sonuçları düzenli olarak takip edecektir. Türkiye hakkında her yıl
yayımlanan ilerleme raporlarında da sivil toplum diyaloğuna ilişkin
faaliyetleri ve bu faaliyetlerin sonuçlarını kapsayan bir bölüm yer alacaktır.
Bunun yanında, AB’nin internet sitesinde de sivil toplum diyaloğu kapsamında
devam eden projeler ve girişimler hakkında bilgi veren bir bölüm ayrılacaktır.
AB’nin genişlemesine ilişkin olarak
yapılan kamu oyu yoklamalarının yanında AB-Türkiye arasındaki kültürel
ilişkiler ile tarafların birbirlerini algılayışlarına ilişkin somut bir bilgi
bulunmamaktadır. Bu eksikliğin giderilmesi için Komisyon, diyaloğa ilişkin
politikanın gelecekte alacağı şekle kılavuzluk yapması amacıyla AB ve Türk
sivil toplumlarını ve bunların birbirlerini nasıl algıladıklarını daha etkin
bir şekilde izleyecektir. Bu algılamalar üzerine özel bir çalışma yapılması da
düşünülebilir.
[1] Komisyon tarafından Konsey’e ve Avrupa Parlamentosu’na sunulan tebliğ, Avrupa Komisyonu tarafından hazırlana Türkiye’nin katılım yolunda kaydettiği ilerlemeye ilişkin Tavsiye Kararı, COM (2004) 656. 17 Aralık 2004 tarihli Avrupa Konseyi kararında da ifade edildiği üzere, Ankara anlaşmasını yeni üyeleri kapsayacak şekilde genişleten protokolü imzaladıktan ve Kmisyon tarafından tanımlanmış olan altı parça mevzuatı yürürlüğe koyduktan sonra, Türkiye ile katılım müzakereleri 3 Ekim 2005 tarihinde başlayacaktır. (Brüksel Avrupa Konseyi, 16/17 Aralık 2004. Başkanlık Kararı 17/12/2004 Sayı: 16238/1/04 Rev1).
[2] Bu konuyla ilgili olarak, Komisyon tarafından yayımlanan SEC (2004) 1202 sayılı, Türkiye’nin üyelik perspektifinden kaynaklanabilecek konulara ilişkin Çalışma Belgesine bakınız.
[3] Türkiye ile siyasi diyalog, siyasi kriterlerin düzenli bir şekilde izlenmesi çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bu bağlamda, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan ve azınlık haklarına saygı ile ilgili olarak Kopenhag siyasi kriterlerine uyum yolunda Türkiye’nin katettiği yolun düzenli bir şekilde takibi yer almaktadır.
[4] Bu belgede bahsedilen “sivil toplum diyaloğu”, aslında Komisyonun’un tavsiye kararında Türkiye’ye yönelik üç sütunlu politikanın üçüncü ayağına tekabül etmektedir. Politikanın ilk ayağı, Türkiye’deki reform politikasını kuvvetlendirmeye odaklanmıştır. İkinci ayak kapsamında, müzakerelerin gözden geçirilmiş metodolojik yaklaşım uyarınca yürütülmesi yer almaktadır. Üçüncü ayak da AB-Türkiye diyaloğudur.
[5] AB Konseyi tarafından 17-18 Haziran 2004 tarihinde alınan ve Hırvatistan’ın adaylığını tescil eden kararın ardından Konsey, 16-17 Aralık 2004 tarihinde, Hırvatistan’ın katılım müzakerelerinin Yugoslavya için kurulan La Hey’deki BM Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (ICTY) ile tam işbirliği yapılması koşuluyla 17 mart 2005 tarihinde açılmasına karar verdi. Ancak Hırvatistan, tam işbirliğini sağlamadığı için müzakereler, 16 Mart 2005 tarihindeki Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi kararıyla, Konsey Hırvatistan’ın ICTY ile tam işbirliği içinde olduğunu teyit edinceye kadar ertelendi.
[6] Ekonomik ve Sosyal Komite (EESC) sivil toplum kuruluşlarını “ortak amaç ve ilgi alanlarına sahip üyeleri bulunan ve kamu otoriteleri ile yurttaşlar arasında aracı rolü üstlenen tüm kurumsal yapılar” şu şekilde tanımlamaktadır.
[7] Komisyon tarafından hazırlanan Personel Çalışma Raporu, Türkiye’nin Üyeliğinin Gündeme Taşıdığı Konular: “2002 yılı rakamlarına göre yaklaşık 3 milyon Türk vatandaşı resmi olarak AB üyesi 15 ülkede kayıtlı durumdadır. Türkler’in yoğun olarak bulunduğu ülkeler, Almanya (göçmen işçilerin %77.8’i ya da 2.3 milyon kişi), Fransa (%7.9 ya da 230 000 kişi), Avusturya (%4.7 ya da 135 000 kişi) ve Hollanda (%4.4 ya da 128 000 kişi).”
[8] Bu çerçevede amacı, STKlara destek ve yardımcı sağlamak olan bir Sivil Toplum Geliştirme Merkezi kurulmuştur. Bunun yanında, Yerel Sivil Girişim ve Yunan-Türk Sivil Diyaloğu gibi birçok mikro proje programına fon sağlanmıştır.
[9] Sosyal diyalog, AB’nin sosyal alandaki müktesebatının ayrılmaz bir parçasıdır. Antlaşma’nın 138. maddesinde öngörülen zorunlu danışma süreci yoluyla sosyal ortaklar, AB’nin yasama sürecinde ayrıcalıklı bir role sahiptir. Bununla birlikte sosyal ortaklar ile sivil toplum örgütleri, istihdam, sosyal dışlanmayla mücadele ve sosyal koruma alanlarında politikaların eşgüdümünde temel oyunculardır.
[10] Avrupa Parlamentosu (A6-0175/2005) sayılı Taslak Raporunun son hali.